Bağcılar / İstanbul

Bağcılar ve İstanbul'da Uzman Miras Avukatı

Miras hukuku, bir kişinin ölümü üzerine geride bıraktığı mal varlığının (terekenin) mirasçılara intikali, paylaşımı ve bu süreçte ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkların çözümünü kapsayan, son derece teknik ve hassas bir hukuk dalıdır. Yaylı Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak İstanbul Bağcılar'da faaliyet gösterirken tüm İstanbul genelinde miras davalarında deneyimli avukatlarımızla müvekkillerimizin yanında yer alıyoruz.

Miras uyuşmazlıkları yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda derin duygusal boyutları olan ve aile içi ilişkileri doğrudan etkileyen süreçlerdir. Veraset ilamının alınmasından miras paylaşımına, vasiyetname düzenlenmesinden tenkis davasına, muris muvazaasından izale-i şuyuya kadar miras hukukunun tüm alanlarında kapsamlı hizmet sunmaktayız. Bağcılar'daki ofisimizden İstanbul'un her ilçesine hızlı ve etkin hukuki destek sağlıyoruz.

Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi)

Veraset ilamı, miras bırakanın vefatının ardından mirasçıların kim olduğunu ve her birinin miras payını resmi olarak belgeleyen bir belgedir. Türk Medeni Kanunu ve Noterlik Kanunu çerçevesinde veraset ilamı hem noter aracılığıyla hem de Sulh Hukuk Mahkemesi kanalıyla alınabilir. Bu belge olmadan mirasçılar, taşınmaz devri, banka hesabına erişim, araç tescili ve pek çok resmi işlemi gerçekleştiremez.

Veraset ilamı başvurusunda gerekli belgeler şunlardır:

  • Miras bırakanın ölüm belgesi (vukuatlı nüfus kayıt örneği veya ölüm cüzdanı)
  • Mirasçıların nüfus cüzdanları
  • Aile kütüğü kayıt örnekleri (nüfus müdürlüğünden alınır)
  • Varsa miras bırakanın daha önce evlenip boşandığını gösteren belgeler
  • Varsa tanınmış veya evlat edinilmiş kişilere ilişkin belgeler

Yabancı uyruklu miras bırakanlara ait veraset ilamı işlemlerinde ek belgeler ve apostil onaylı çeviri gereklilikleri söz konusu olabilmektedir. Büromuz, İstanbul ve Bağcılar'daki tüm veraset ilamı süreçlerini hızlı ve eksiksiz biçimde yürütmektedir.

Terekenin Tespiti ve Korunması

Miras bırakanın ölümüyle birlikte geride bıraktığı tüm aktif ve pasif mal varlığı unsurları "tereke" olarak adlandırılır. Terekenin tam olarak tespit edilmesi, mirasçıların haklarını etkin biçimde kullanabilmesi açısından kritik önem taşır. Terekeye dahil olan varlıklar arasında şunlar yer alabilir:

  • Taşınmazlar (arsa, konut, işyeri, tarım arazisi)
  • Taşınır mallar (araç, eşya, kıymetli evrak)
  • Banka hesapları, mevduat ve yatırım araçları
  • Şirket hisseleri ve ticari işletmeler
  • Alacaklar ve haklar
  • Telif hakları ve fikri mülkiyet hakları
  • Borçlar ve taahhütler (pasifler)

Miras bırakanın mal varlığının gizlenmesi, üçüncü kişilere devredilmesi ya da tahrip edilmesi riski varsa mirasçılar, Sulh Hukuk Mahkemesi'nden terekenin tespiti ve korunması için ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep edebilir. Terekenin resmi tasfiyesi de bu aşamada gündeme gelebilir. Yaylı Hukuk Bürosu bu süreçlerde müvekkillerini etkin biçimde temsil etmektedir.

Miras Paylaşımı ve Mirasçıların Hakları

Türk Medeni Kanunu'na göre mirasçılar yasal ve atanmış mirasçılar olarak ikiye ayrılır. Yasal mirasçılar kanun gereği miras hakkına sahip iken, atanmış mirasçılar miras bırakanın vasiyetnamesiyle belirlenir.

Yasal Mirasçılık ve Miras Payları

Türk miras hukukunda zümre sistemi geçerlidir. Bu sisteme göre mirasçılar hangi zümreye dahil olduklarına bağlı olarak miras paylarını alır:

  • Birinci zümre: Miras bırakanın alt soyu (çocuklar, torunlar). Alt soy varken ikinci zümre mirasçılar miras alamaz. Her çocuk eşit pay alır; ölen çocuğun payı kendi çocuklarına (torunlara) geçer.
  • İkinci zümre: Miras bırakanın anne ve babası ile bunların alt soyu (kardeşler, yeğenler). Alt soy yoksa bu zümre devreye girer.
  • Üçüncü zümre: Miras bırakanın büyükanne ve büyükbabaları ile bunların alt soyu (hala, dayı, amca, teyze ve onların çocukları).
  • Sağ kalan eş: Sağ kalan eş, diğer yasal mirasçılarla birlikte mirasçı olur. Birinci zümreyle birlikte miras payının dörtte birini, ikinci zümreyle birlikte yarısını, üçüncü zümreyle birlikte dörtte üçünü alır. Hiç yasal mirasçı yoksa tüm miras sağ kalan eşe kalır.

Mirasçılar arasında paylaşım konusunda anlaşmazlık çıkması halinde yasal yollara başvurulması gerekebilir. Bağcılar ve İstanbul'daki Sulh Hukuk Mahkemelerinde açılacak ortaklığın giderilmesi davalarında büromuz etkin hukuki temsil hizmeti sunmaktadır.

Vasiyetname Düzenlenmesi

Vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra mal varlığının nasıl paylaşılacağına dair iradesini içeren tek taraflı bir hukuki tasarruf belgesidir. Türk Medeni Kanunu'nda üç tür vasiyetname düzenleme yöntemi öngörülmüştür. Geçerli bir vasiyetname düzenleyebilmek için miras bırakanın ayırt etme gücüne sahip olması ve 15 yaşını doldurmuş olması şarttır.

Resmi Vasiyetname

İki tanık huzurunda noter veya sulh hâkimi önünde düzenlenen vasiyetnamedir. En güvenli ve hukuki açıdan en sağlam vasiyetname türüdür. Noterde düzenlenmesi halinde vasiyetname Merkezi Vasiyetname Siciline kaydedilerek korunur, kaybolma ya da tahrip edilme riski ortadan kalkar. Resmi vasiyetname, miras bırakanın iradesini sözlü olarak bildirmesi ve bu iradenin yetkili memur tarafından yazıya dökülmesi suretiyle tamamlanır.

El Yazılı Vasiyetname

Miras bırakan tarafından başından sonuna kadar el yazısıyla yazılan, tarih ve imza içeren vasiyetnamedir. Herhangi bir resmi makam veya tanık gerektirmez; ancak el yazısıyla bizzat yazılmış olması zorunludur. Bilgisayar çıktısı, daktilo veya başkasının el yazısıyla düzenlenen vasiyetname kesinlikle geçersizdir. Güvenli muhafazası için notere veya mahkemeye teslim edilmesi tavsiye edilir.

Sözlü Vasiyetname

Yakın ölüm tehlikesi, salgın hastalık, savaş veya ulaşımın kesilmesi gibi olağanüstü koşullarda resmi vasiyetname yapma imkânı bulunmayan miras bırakan tarafından iki tanık huzurunda sözlü olarak yapılan vasiyetnamedir. Bu olağanüstü durum ortadan kalktıktan itibaren bir ay içinde resmi vasiyetname düzenlenmezse, sözlü vasiyetname geçerliliğini kaybeder.

Vasiyetname düzenlenmesinde teknik hatalar, ileride vasiyetnamenin iptaline yol açabilecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle vasiyetname hazırlama sürecinde uzman bir miras avukatından destek alınması büyük önem taşımaktadır. Yaylı Hukuk Bürosu olarak İstanbul ve Bağcılar'da vasiyetname düzenleme konusunda kapsamlı danışmanlık hizmeti sunuyoruz.

Miras Reddi

Miras bırakanın borçları, varlıklarından fazlaysa veya mirasçı çeşitli nedenlerle mirası devralmak istemiyorsa miras reddedilebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesi uyarınca yasal mirasçılar, miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay içinde mirası reddetme hakkına sahiptir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup kaçırılması halinde miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş sayılır.

Kayıtsız Şartsız Miras Reddi

Mirasçının miras hakkından tamamen vazgeçmesidir. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yazılı veya sözlü beyanla yapılır. Ret beyanı şarta veya süreye bağlanamaz; koşullu yapılan ret beyanları geçersiz sayılır. Ret hakkı kullanıldıktan sonra geri alınamaz; bu nedenle ret kararı verilmeden önce terekenin aktif ve pasifinin dikkatlice değerlendirilmesi gerekir.

Hükmi Red (Ödeme Güçsüzlüğü Hâli)

Miras bırakanın, son işlemleri ve mahkeme kararları ile ödeme güçsüzlüğü içinde olduğu resmi olarak saptanmışsa, mirasçılar mirası reddetmiş sayılır. Bu durumda mirasçıların ayrıca ret beyanında bulunmasına gerek yoktur. Ancak mirasçı mirası kabul ettiğini açıklamışsa ya da mirasçı sıfatıyla işlem yapmışsa bu kural uygulanmaz.

Resmi Envanter Talebi

Mirasçı mirası kabul etmek ya da reddetmek konusunda karar verememişse, üç ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesi'nden mirasın resmi envanter ile tespitini talep edebilir. Envanter tamamlandıktan sonra mirasçı mirası kabul, reddetme veya resmi tasfiye isteme hakkına sahiptir. Bu yol, özellikle terekeye ilişkin yeterli bilgisi olmayan mirasçılar için kritik bir güvence işlevi görür.

Tenkis Davası ve Saklı Pay

Türk Medeni Kanunu, miras bırakanın sağlığında ya da vasiyetname yoluyla belirli mirasçılara tanınan asgari miras payını, yani saklı payı koruma altına almıştır. Saklı pay, miras bırakanın tasarruf edemeyeceği, kanun tarafından güvence altına alınan pay oranıdır.

Saklı Pay Oranları

  • Alt soy (çocuklar, torunlar): Yasal miras payının dörtte üçü saklı pay olarak korunmaktadır.
  • Anne ve baba: Her birinin yasal miras payının yarısı saklı pay olarak korunmaktadır.
  • Sağ kalan eş: Diğer mirasçılarla birlikte miras alıyorsa saklı payı, yalnız miras alıyorsa tamamı korunmaktadır.

Miras bırakan, vasiyetname ile ya da sağlığında gerçekleştirdiği bağışlar ve diğer tasarruflarla saklı pay sahiplerinin payını ihlal ederse, saklı pay sahipleri tenkis davası açarak haklarını talep edebilir. Tenkis davasında amaç, saklı payı aşan kısım oranında tasarrufun değer bakımından indirilmesidir; bağışlanan malın iadesi ya da tamamen iptali değildir.

Tenkis davasının zamanaşımı süresi, saklı pay sahibinin tasarrufu ve saklı pay ihlalini öğrenmesinden itibaren bir yıl ve her hâlükârda miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren on yıldır. Bu sürelerin kaçırılmaması için miras bırakanın vefatının ardından vakit kaybetmeksizin hukuki danışmanlık alınması önerilir.

Muris Muvazaası Davası

Muris muvazaası, miras bırakanın (murisin) mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla mülkiyetini gerçekte bağış yoluyla devrettiği halde bu devri satış ya da başka bir ivazlı işlem olarak göstermesidir. Bu durum özellikle taşınmaz devir işlemlerinde sıklıkla karşılaşılan bir sorun olup son derece geniş bir yargı içtihadına konu olmaktadır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1974 tarihli ve 1/2 sayılı kararı başta olmak üzere yerleşik Yargıtay içtihadına göre, miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı danışıklı (muvazaalı) işlemler geçersizdir. Bu durumda mirasçıların başvurabileceği hukuki yollar şunlardır:

  • Tapu iptali ve tescil davası (Asliye Hukuk Mahkemesi'nde)
  • Taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi halinde tazminat talebi
  • İhtiyati tedbir kararı alınarak taşınmazın daha fazla el değiştirmesinin önlenmesi

Muris muvazaası davalarında zamanaşımı işlemediğinden, miras bırakanın vefatından çok sonra da dava açılabilir. Ancak delil toplanması ve tanık ifadeleri açısından zamanında hareket etmek büyük önem taşır. Davanın ispatında; devir bedelinin gerçek piyasa değerinin çok altında olması, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi, miras bırakanın diğer mirasçılarla ilişkisi ve devir sonrasında taşınmazı fiilen kullanmaya devam etmesi gibi olgular belirleyici rol oynar.

Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası

Miras paylaşımında mirasçılar arasında anlaşmazlık yaşandığında veya mirasçılardan biri taşınmazın satışını ya da bölüştürülmesini talep ettiğinde, Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açılabilir. Bu dava, paylı mülkiyete konu olan ve mirasçıların ortak mülkiyetinde bulunan her türlü taşınmaz için söz konusu olabilir.

İzale-i şuyu davasında mahkeme öncelikle aynen taksim (fiilen bölüştürme) yolunu inceler. Taşınmazın niteliği, imar durumu ve kullanım biçimi açısından aynen bölüştürme mümkünse mahkeme bu yola gider. Aynen bölüştürme mümkün değilse taşınmaz açık artırmayla satışa çıkarılır ve satış bedeli pay oranlarında mirasçılara dağıtılır.

İzale-i şuyu davalarında dikkat edilmesi gereken önemli hususlar şunlardır:

  • Taşınmazın imar durumu ve fiilen bölünme imkânı
  • Taşınmaz üzerindeki ipotek, haciz ve diğer şerhler
  • Mirasçıların taşınmazı fiilen kullanım durumları ve ecrimisil talepleri
  • Taşınmazın güncel piyasa değerinin doğru tespiti
  • Birden fazla taşınmaz veya mal bulunması halinde bunların birlikte ya da ayrı ayrı değerlendirilmesi

Vasiyetnamenin İptali Davası

Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesi uyarınca belirli koşullarda vasiyetnamenin iptali talep edilebilir. Vasiyetnamenin iptali için öne sürülebilecek geçersizlik sebepleri şunlardır:

  • Miras bırakanın vasiyetname düzenleme anında ayırt etme gücünden yoksun olması (yaşlılık, hastalık, demans gibi durumlar)
  • Vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil koşullarına uygun düzenlenmemiş olması (örneğin el yazılı vasiyetnamenin tarihin eksik yazılması)
  • Vasiyetnamenin yanıltma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucu düzenlenmiş olması
  • Vasiyetnamenin içeriğinin hukuka veya ahlaka aykırı olması ya da imkânsız koşullar içermesi

İptal davası açma süresi, vasiyetnamenin iptal edilebileceğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlükârda vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıldır; korkutma ve yanıltma halinde ise bu süre tehlikenin ya da hatanın ortadan kalkmasından itibaren başlar.

Miras Sözleşmesi

Miras sözleşmesi, miras bırakanın bir veya birden fazla kişiyle karşılıklı irade beyanıyla mirasına ilişkin düzenlemeler yaptığı ikili bir hukuki işlemdir. Vasiyetnameden farklı olarak miras sözleşmesi tek taraflı olarak geri alınamaz ve tarafları bağlar. Türk Medeni Kanunu uyarınca miras sözleşmesinin resmi vasiyetname şeklinde noter huzurunda yapılması zorunludur.

Miras sözleşmesi özellikle şu durumlarda tercih edilmektedir:

  • Miras bırakanın, bakımını üstlenen kişiyi güvence altına almak istemesi
  • İş ortaklarının şirketin sürekliliğini ve gelecekteki devir düzenini güvenceye alması
  • Karşılıklı miras bırakmayı taahhüt eden eşlerin iradelerini resmileştirmesi
  • Belirli malların belirli kişilere intikalinin sağlanması ve diğer mirasçıların ileride itiraz etmesinin önlenmesi

Sık Sorulan Sorular

Veraset ilamı (mirasçılık belgesi), miras bırakanın ölüm belgesi, aile kütüğü kayıtları ve mirasçıların kimlik belgeleriyle notere ya da Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurularak alınır. Noterden yapılan başvurularda işlem genellikle 1-3 iş günü içinde tamamlanır. Mahkeme yolunun seçilmesi durumunda ise süreç 1-3 ay sürebilir. Bağcılar'daki Sulh Hukuk Mahkemesi veya noter aracılığıyla yapılacak başvurularda büromuz süreci başından sonuna kadar yönetmektedir.

Evet, yasal mirasçılar mirası reddedebilir. Miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ret beyanında bulunulması gerekir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması halinde miras kabul edilmiş sayılır. Miras bırakanın ödeme güçsüzlüğü belgelerle resmi olarak saptanmışsa hükmi red söz konusu olup mirasçıların ayrıca başvuru yapması gerekmez. Büromuz, İstanbul ve Bağcılar'daki miras reddi işlemlerinde mirasçılara tam destek sağlamaktadır.

Saklı pay, kanunun koruma altına aldığı ve miras bırakanın serbest iradesiyle tasarruf edemeyeceği asgari miras oranıdır. Alt soy için yasal payın dörtte üçü, anne-baba için yasal payın yarısı saklı paydır. Miras bırakan bu oranları aşan bağış veya vasiyetname tasarrufları yapmışsa, saklı pay sahibi mirasçılar tenkis davası açabilir. Tenkis davasının zamanaşımı süresi tasarrufun ve saklı pay ihlalinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, miras bırakanın vefatından itibaren ise 10 yıldır.

Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağış olarak devrettiği taşınmazı satış gibi göstermesidir. Bu durumda miras hakkı ihlal edilen mirasçılar tapu iptali ve tescil davası açabilir. Dava Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülür ve zamanaşımına tabi değildir. Davanın ispatında ödeme belgelerinin yokluğu, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi, devir bedeli ile piyasa değeri arasındaki uçurum ve miras bırakanın niyetine ilişkin deliller belirleyici rol oynar.

Mirasçılar miras paylaşımı konusunda uzlaşamazlarsa Sulh Hukuk Mahkemesi'nde izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası açılabilir. Mahkeme önce fiilen bölüştürme yolunu dener; bu mümkün değilse taşınmazı satışa çıkarır ve geliri pay oranında dağıtır. Dava öncesinde noter aracılığıyla miras taksim sözleşmesi yapılarak anlaşmazlık çözüme kavuşturulabilir. Büromuz, İstanbul ve Bağcılar'da uzlaşmalı ve yargısal yolların her ikisinde de etkin hukuki destek sunmaktadır.

Miras Hukuku Konusunda Hukuki Destek Alın

Bağcılar ve İstanbul'da uzman miras avukatlarımızla tanışın. Veraset ilamı, miras paylaşımı, tenkis davası ve tüm miras uyuşmazlıklarında büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Miras Sürecinde Yanınızdayız

Bağcılar ve İstanbul genelinde uzman miras hukuku avukatlarımızla haklarınızı koruyun.

WhatsApp Ara İletişim